Hiç ummadığınız bir anda gelir girer hayatınıza. Seversiniz, sevilirsiniz. Zaman mutlu geçer, hayat artarak güzelleşir.

Sonra birgün mevsim değişir, dökülür yaprakları huzur ağacının. O çeker gider beklenmedik bir anda. İncir kabuğunu bile doldurmayacak sebeplerle gider.

Güya kalpler kırılmamıştır, anlayış göstermiştir iki taraf birbirine. Güya miadını tamamlamıştır sevda. Ama aslında hiç de öyle değildir. Sadece kendinizi inandırırsınız sevdanın “tükenmiş”liğine. Ayrılık acısı böyle hafifler diye umarsınız. Unutmayı istersiniz en çok, ama unutamazsınız. Tek yapabildiğiniz alışmaktır.

Sonra aldığınız daha doğrusu aldığı- kararın doğruluğunu sorgulamaya başlar bir süre sonra. Bu sırada siz düzeninizi henüz kurmuş olursunuz. Kalbiniz de yeni yeni durulmuştur. Derken o bir şekilde varlığını tekrar hissettirir size. Selam vermekle kalmaz, kafasını karıştıracak şeyler söyler. Hatta umut verecek şeyler. Siz yine alt üst olursunuz. O ise hiçbir şey olmamış gibi tekrar hayatınıza girmeye çalışır. Girdiğini varsayar. Girmiş ve hiçbir şey olmamış gibi yapar.

Hiç de öyle değildir aslında. Siz her zaman sevmiş olsanız da artık acı duyarsınız sevdiği her an için. O ise bunu farketmez.

Bu yüzden tutmaz yeniden yapılandırılmış aşklar. Öğrenirsiniz…
Aşk, o ikinci denemede ölür sevgi ile birlikte. Anlarsınız…