Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Ahmet Hamdi TANPINAR

Dünya, bildiğimiz dünya. Sebeplerin dünyası.

Bizler ise zaman, mekan ve varlık üçgenine sıkışmış bir halde yaşamakla meşguluz. Hep bir telaş içindeyiz, hep bir koşuşturma. Bir yanımız sonsuzluk sevdasında, bir yanımız yok olmak peşinde yaşlanıyor. Zaman desen ele avuca sığmaz bir çocuk gibi koşarak dönüyor etrafımızda. Kopan parçalarımızı alıp fırlatıyor bilmediğimiz ve asla bulamayacağımız dünyalara. Biz kalanlarımızla devam ediyoruz yola. Bazen sitem, bazen keşke, bazen de mutlu cümleler dolanıyor dilimize. Gün biterken de huzur denen bilinmezliğin bizi gelip bulmasını diliyor ve gelip içimizde mekan bulmasını istiyoruz.

Hayat böyle böyle azalıyor. Ömür dediğin “geç” ve “miş”in toplamı zaten. Biz ise merkezindeyiz her şeyin. Daha doğrusu öyle olduğuna inandırdık kendimizi. Her şey bize muhassar, bizim ellerimizde bildik, biliyoruz. Yanılsak da bıkmadık bu inançtan, bu histen yorulmadık.

***

Amacım “BİZ”i uyandırmak değil. Sorgulayış da değil bu sözlerim. Sadece parçalanmaz zamanın akışında bir iki lakırdı benimkisi.

Sadece lakırdı…