Benim de pişmanlıklarım oldu bu hayatta. Kaçan fırsatların ardından acı acı baktığım oldu.

Ama hiçbirinde kalmadım olduğum yerde, beklemedim ölümü. Bırakmadım kendimi zamana eskitsin, azaltsın, yoketsin diye. Unutmak için bahaneler aramadım, sebepler bulmadım. Kısa süreli hüzünlerin ardından tutundum elimin yettiği, gözümün gördüğü birşeylere. Unutmasam da geçmişi, ara ara pişman olsam da yaptıklarımdan ya da yapamadıklarımdan, belli etmedim kimselere zor anlarımı. Bazen yanılsam, yolumdan sapsam da kendime bile küsmedim.

Ve zaman geldi, geçti…
Sayısız hayatlar, süresiz hikayeler aktı başucumdan bildiğim-bilmediğim. Bana ayrılmış vagonda yolculuğuma devam ettim ben. Çoğu zaman kapım açılmadı bile, telefonum çalmadı. O mektup bir türlü gelmek bilmedi. Oysa ben şiirler yazmıştım penceremden dünyayı seyrederken. Güzel kelimeler saklamıştım defter aralarına. Ama olmadı. Şiirler söylenmedi kalabalık gecelerde, kelimeler satırlardan dudaklara dökülmedi. Duyulmadı sesim hiçbir kulakta, duvarda yankılanmadı. Fakat, hayat -herşeye rağmen- devam etti kendi kabuğumda. Farklı hayaller, başka ümitlerle sürüp gitti kaldığı yerden. Yeni pişmanlıklar biriktirerek…