“Tadı yok bu ara günlerin. Kar beyazı yollar da paklamıyor ruhumu. Bi’ atalet, bi’ durağanlık almış başını gidiyor üzerimde. Ne yana baksam sitemkâr, tatminsiz insanlar. Aynada bile aynı yüz…

Bi’şeyler lazım diyorum. Bu düzeni bozacak bu karları eritecek bi’şeyler….

Elimden olmasın bozgun diye beklemedeyim. Ama yakındır sabrımın taşması. Çağlayan olup, önüne geleni içine alıp kaçması yakındır. Demedi demeyin, denemedi de demeyin. Oldu mu?”

diye yazmışım son doğum günümün ertesinde.

Üç aydan fazlası geçmiş bu hal üzerinden. Fakat dolu dolu yaşanmış zaman bu defa. Bu üç ay içine sığışmış yılların özlemleri. Hayaller bu üç ay içinde hayata dokunmuş. Bendeki beden ve yarı kaçık ruh -belki- ilk defa aynı sebeple buluşmuş yerin yüzünde. Bir intihar süsü verip atmışlar kendilerini huzur anların bağrına, düşmüşler mutluluğa gırtlağına kadar. Ben her an boğulmuşum içinde, her dakika yeni umutlarla doğmuşum.

Üç ay geçmiş hüzün telkin eden kendimden öteki yüzüme kaçalı. Bambaşka bir üç ay…