Sele kapılmış bir sevginin ardından bir Gripin şarkısında aranan teselli yetmemiş olsa gerekti. Rüzgar vuruyordu serinden yüzüme. Bir ara yalınayak yeşillere bastım geç ya da erken. Kendimden geçmeyeli de epey zaman olmuştu. Çılgınlıktı biraz bu yaptığım akıp giden yaşamımda. Ama zaten “kendinden başlamalı herşeye” demiştim sokağa çıkarken. O sırada yağmur kadın gibi yağmaya başlamıştı. Tane tane ve varlığını unutturup hatırlatan bir hızda inceden süzülüyordu ruhuma. Bir aşk sonrası kırgınlığı paklar edasında. Herşeyin mümkünlüğüne inat bir mucize gibiydi o an herşey. Kaderin cilvelerinden nasiplenmiş bir tedirgin halde kaybedilmiş birşeyini arar gibi güzellik gözler bakışlarla inceliyordum ıslak dünyayı. Gaip bir mutluluk sardı ruhumu önce, sonra bedenimi. Zaten benim için mutluluk, hep gelip giden bir ay gibi idi. Ama herşey aslında olduğu kadardı. Nasıl baktığımın önemi yoktu. Bir kafile içinde sıradan biriydim sonuç olarak. Ateş gibi karışık kor yüreğim serinlemişti yağmurda o arada. Mantık çerçevesi düşüncelerimi esir alıyordu. Merhem gibi kararlar alacağım iklimlere giriyordum sanırım. İşte yine başlamıştı başmüzakereci görevim ruh ve bedenin gizli mücadelesinde. Aşağı tükürsem “ben”, yukarı tükürsem “ben”dim.

O sırada rüzgar biraz kızdı ve sanırım yağmur da hüzünlendi. Daha ucundan dokunmaya başladılar acınası bedenime ve buluntu ruhuma. Zamana bırakılmış gözyaşlarının infaz zamanına denk gelmiş gibi hissettim ve biraz korktum ağlamaktan. Ve işte o an; kaybolan güzellikler bir çocuk bedenine hapsedilmiş ve saf bir iksirle korunur göründü gözüme. Bir an gözgöze geldim o temiz çocukla birşey ister gibi bakarak. Şefkatle gülümsedi bana ve uzaklaştı ben daha bir şey söyleyemeden. Aldanıyor muydum kendimle. Bunca yağmur kir tutmuş ruhumu silerken biraz daha netleşti bazı şeyler. Çok defalar sorulması neticesinde garipliğini kaybetmiş eski sorular dolandı dilime. Ezber cevaplar tatmin etmedi bu defa. Arı gibi idi zihnim. Çiçek çiçek geziyordu adeta maksadı belirsiz bir arayış içinde.
Bir serhoş hal çöktü üstüme o arada. Dışardan garipsenecek hareketler yapar olduğumu farkettim. Oldukçada ıslanmıştım dünya ile birlikte. İçimdeki hastalık dışıma aksetmesin diye bir sığınak aradı gözlerim. Sanırım gücendirdim bulutları bunu yaparak. Yağmur durdu, rüzgar gitti. Ve ben üzüldüm…