Ankara’ya sicim sicim yağıyordu rahmet.

Pazar günü referandum coşkusu ile uyandım. Ama gözümü açtığımda televizyonda Hakkari’de Dağlıca mevkiinde hain bir tuzakta en az 12 askerin şehit, bir o kadarının yaralı olduğu ve bir mislinin de kayıp olduğu haberi beni tarif edemeyeceğim bir ruh haline soktu. Lokmalar boğaza sıkışsa da ailece bir kahvaltı edildi. PKK terör örgütüne lanetler yağan sofradan kalkılıp, vatandaşlık görevi olan oy kullanımı için evden dışarı attım kendimi.Ankara’ya sicim sicim yağıyordu rahmet.
Seçim değildi beni hevesle dışarı çeken. Yağmura karışacak ve kimse görmeden akıtabileceğim gözyaşlarımı akıtma arzusundaydım. Yağan rüzgara ve esen yağmura inat düşünceler kemiriyordu soğumuş beynimi. İnsan neden yetinemezdi elindekilerle. Ve neden hep daha fazlasını isterdi. Kimin neyi daha fazla istediğinin net olmadığı bu asimetrik savaşta piyonların mücadelesi lanetlense de, perde arkadasındakilerin rantı göz ardı ediliyordu çoğumuzca.

Ankara’ya sicim sicim yağıyordu rahmet.
Seçim sandığım çok yakın bir okulda olmadığı için, yol bana uzunca düşünme fırsatı tanımıştı. Referanduma sunulan Anayasa değişiklik paketi kamuoyuna “Halkın Cumhurbaşkanı’nı halkın kendisinin seçmesi” olarak yansıtılsa da aslında birbirinden farklı birkaç konuyu (Genel seçimlerin 5 yıl yerine 4 yılda bir yapılması, TBMM üye tamsayısının üçte ikisi ile açılması gibi konuları) içermesinin siyasi bir uyanıklık ve hükümet partisi adına bir başarı olarak gördü. Bu basireti terörle mücadele konusunda da göstermelerini diledim içimden. Okulun içine girdim. Oyumu kullandım ve çağdışı Hindistan mürekkebini parmağıma az dökmesini istedim seçim görevlisi bayandan. Sağolsun nerdeyse hiç dökmedi. Görevleri gereği haberleri takip edemeseler de gelenlerden duyduklarına onlar da üzülmüşlerdi. Kısa bir brifing tarzında geçen dialogumuzu teşekkür ederek sonlandırdım ve eve doğru yola koyuldum.

Ankara’ya sicim sicim yağıyordu rahmet.
Ve ben benzer düşüncelerle şemsiyemi şiddetli rüzgara teslim etmeme gayretinde yol aldım. Dilimde dualar beddualara karışmış, garip bir yüz ifadesi ile geçtim tanıdık yolları hızlıca. Eve vardığımda televizyonun açık olduğunu gördüm. Bir düğün konvoyunun geçisi sırasında da yola döşenen hain bir mayının patlatılması ile yarısı ağır onlarca yaralı olduğu haberini izledim.

Ankara’ya sicim sicim yağıyordu rahmet.
Yabancı ajansların(CNN,BBC) haberlerinde teröristler için “Kürt isyancılar” gibi masum bir ifade kullanılıyordu acısı taze bizleri çıldırtmak istercesine. Düne kadar Türkiye’nin Saddam’a karşı hamiliğini yaptığı karaktersiz Kürt Lider Barzani’nin PKK örgütünin liderlerini Türkiye’ye teslim etmeyeceği söylemi köpürmeme yetmişti. Bir başka kanalda ateş düşen bir evden görüntüler takıldı gözüme. Feryat ediyordu şanlı şehidin anası. İçim dağlandı ve kapattım televizyonu.

***

Hakkari’ye sicim sicim yağıyordu kan.
Yürekler kanıyordu vicdan sahibi her bedende.
Ve “artık yeter” diyordu her mikrofon uzatılan nefes.
Artık yeter…