Sabah kalktım. Telaşla lavaboya koşup yüzümü yıkarken, gözüme garip birşey takıldı ilkin. Önemsemedim. Sonra daha dikkatli bakma ihtiyacı hissettim. Ve korktuğum başıma gelmişti. Evet başıma. Yani saçlarıma. Kocaman bir beyaz saç teli vardı başımda. Ne önemi var diyebilirsiniz belki. Ama benim için çok önemli birşeydi bu. Bazı şeyleri çocuksu tavırlarımla başımdan savarken saça olgunluk çağrıştıran ak düşmesi de nereden çıkmıştı. Hem daha erkendi. İstemiyordum.

Bir saç teli ne de endişelendirmişti beni. Ölümü hatırlatmıştı. Hani şu planlarımın en sonuna yerleştirmiş olduğum önemsiz olayı.

Neyse ki çabuk atlattım bu karamsar hisleri. Zaten akabinde yaşadıklarımla günüm aksiyon dolu geçti. Ve kazasız, belasız bitti. Güne başlarken oluşan hisler de o hareketlilik içinde eridi, gitti. Yine de şuanda yazıyı yazarken ekranın karanlık bölgelerinde ak şaçımı görmeye çalışıyorum.

Sanırım kabul etmeliyim. Ben DE yaşlanıyorum