Bedenlerin en yakın olduğu anlarda söylenen ve ruhları uzaklaştırıcı sözlerin yıpratıcılığında bir yürek. Akdeniz rüzgarı gibi yakıcı bir sıcaklık sarmışken vücutları, ağırlığında ezilmiş dünya gözlüyor diğer alemleri. Ölüm gözler gibi…

Kal yine de yanımda
Sadeliğinle kal
Bir beklentim yok inan bana
Sabırlıyımdır, beklerim… Taaa…
Ama git deme.
Ben çoktan seçtim yolumu.
Beni yanlışlara bırakma, doğrulardan uzak koyma.
Bak sen hep “beni anla lütfen” diyorsun.
Peki sen beni anlamayı denedin mi?
Uzak yakınlıklarımda ümitlerimle nasıl yaşadığımı düşündün mü?
Sen ümitlerimi yoketmemi isterken nasıl öldüğümü?
Yok, yok…
Bunu isteme benden lütfen.
Sen kendince doğru olanı yaşamakta serbestsin.
Ama beni seni sevmekten men etme.

 

***

“Senin için tam olarak ne ifade ediyorum” sorusuna en hafif cevabı ararken ezilen bir başka akıl. Ve telefonun diğer ucundan dökülen gözyaşları analog acıları beslerken, eller istemdışı “kapat” tuşuna dokunursa… Ne acı ahizeyi tutan kalpler için. Ne ızdırap…

Zor anlarım çok oluyor.
Varlığınla kolaylaşırken yalnızlıklarım beni dipsiz kuyulara atma tekrar.
Çıkamam ben yine yıllar geçer, günler olur.
Kalırım yokluklarda bir başıma.
Sensizlik yok benim lugatımda.
Anlamasan da olur bunu.
Ben tek kişilik de yaşarım bunu.
Bana sadece güven.
Seni sevebileceğime inan ve gör.
Beni sevmesen de olur. Ben geçmişken çokşeyden yıkma kendime kendimi.

 

***

Ameliyat sonrası yaralar değildi acıtan bedeni. Acı bir sessizlikti asıl acı veren. Neşter bedeni değil, duyguları kesmişti belki de. Beklenenden farklı bir yeni hayattı başlayan.

Ölüm sessizliğine teslimiyetim öncesinde sendin beni teskin eden.
Ve gözümü hayata açtığımda da yine sen vardın yanımda.
Sindirilmiş güzel sözlerin takatiyle çok ileri gitmiş olabilirim. Cesaretimi mazur gör. Sadece biraz makul düşünmeni istiyorum.
Haydi gel bir Leyla & Mecnun, Şirin & Ferhat masalı da biz yazalım birlikte.
İnan bana sen de bunu istiyorsun özünde.
Korkularından içermiş olsanda yüreğinde koca ümitler besliyorsun.
Sadece bir “Evet” ile dünyalar dolusu cennetimiz olacak biliyorsun.
Ne olur böyle bitmesin.
Başladığı yerde biterken daha acıtır sen de bilirsin.

 

***

Nice geceler yastıkları ıslatmış gözler, yenigüne hiçbirşey olmamış gibi gülümser. Bilmezlerdi ne istendiğini. Zaten vazgeçilmiş beklentiler yığını ve üstüne yıkılmış umutlar. Acının en derin hali sarar ruhu.

Benimki “yüzyıllık yalnızlık”.
Elimde olanlar, olmayanlardan daha az.
Deniyorum ben de. Olmuyor.
Tüm yollar kendime dönüyor.
İnsanlardan soğuyorum gittikçe.
Ölüm soluklar oldum bu ara.
Anlayış istiyorum sadece.
Verecek bir şeyim yok inan.
Benimki “yüzyıllık yalnızlık”
Duyguların yoğunluğunda yaşayamam inan.
Yokluğunda duyguların yani duygusuzluğumda mutluyum.
Korkaklık biliyorum, ama bu benim tam istediğim gibi
Yüzyıllık yalnızlık