Bir tepede yalnız başına bırakılmış bir ağacın hüznü ne kadardır bilir misin?
Peki üzerine çirkin boyalar sürülerek reklam tabelası gibi kullanılan bir kayanın.

Kafeslere hapsedilmiş bülbül sesinden haz duyan insan ne kadar nisyan değil mi?
Feryad-u figandan zevk alır oldu.

Zıttı ile yaratılmış hislerin dünyasında eksiler daha ağır basıyor sanki. Ümitlerin yeşermeye başladığı anlarda daha bir belirginleşiyor olumsuzluklar.

Belki de insan olmak en zoru.

Yokluk endişesinde iken varlık kalmak, öleceği korkusuyla yaşamak. Ayrılma endişesine rağmen sev(ebil)mek. Acıkacağını bile bile yemek yemek. Çok zor şeyler bunlar. Ama birçok zaman bilinçsizce altından kalkabiliyor insanoğlu.