Küçük bir ev hayal ettim.
İçinde sen ve ben.
Ve geriye kalmış umutlarımız.
İncinmiş yüreklerimizin tedirginliği çatlak dudaklarımızda.
Mesut anları tadmaya gönüllü yorgun yüreklerimiz durulma arzusunda.

Sonra hayalimde bir kelebek gördüm.
Penceresine kuşların sevgi bıraktığı evimizde bir küçük kelebek.
Kısa ömrüne inat kocaman mutlulukları yaşama hevesinde.
Senin sevdiğin eşyalara renklerinden bırakırken, tükenişinin o da farkında.

Sonra bir ben hayal ettim ki; sorma.
Ben aşarken gerçekleri uğrunda, rast geldiğim gerçekler canımı acıtsa da; yere düşen her damla kanımla daha da bilendim o yolda.
Sorma…
Sen varsın ya o yolun sonunda.
Gerisi boş. Gerisi detay….

Hayalimdeki sen dünyaları o küçücük eve sığdırmak isteyen bir delilikte.
Ben ise şaşkın bakışlarla kapılırken seline sevdanın ve senin düşünmedim bir an olsun.
Sen vardın ya o hayalin içinde.

Kelebek renkler karanlığa dönerken herşey duruldu birden.
Bense hayallerden sıyrıldım aniden.
Gerçeklerime dönmenin hüznü ile saate uzandım.
Saat gece yarısını çoktan geçmişti.
Elim telefona gitti. Bıraktım dokunamadan tuşlara.
Kalsın öylece gece ve hüzün.
Kalsın yerinde ev ve kelebek.
İyi geceler sana da hayallerimin “SEN”i…