Gittin
Yüreğimdeki çaresiz çocukla bırakıp gittin.
Kum saatini gözledim, bitmeden dönersin diye…

Kalbine ilk dokunulmuşluğun ve adeta kaybedilmiş bir bekaretin hüznüyle bir başıma idim. Ben mutlu değilim ya sen de mutlu olmayacaktın. İçin benliğimle dolacaktı.
Oysa ben seni daha çok sevecektim.
“Sevgim kadar nefretimden kork” diye bir bakış atmayacaktım hayata. Aşk ve nefret arasındaki ince çizginin hep iyi tarafında kalacaktım.
Çünkü sen dönecektin. Bensiz geçen zamanı telafi edercesine sevecektin yoğunca…

Sen gittin
Ardından yetim kaldı dudaklarım. Kelimeler dökmez oldu yüzünden. Yalnız mutlulukları öğrendim. Mecnuni bir hayatın fani dünyasında bilinmeyen bir çölde idim artık.

Oysa sen gittin.
Sonra hayatını değiştirdin. Unutulmanın acısıyla kaldım bir başıma.
“Döneceksin” ümitlerim de yıkıldı içimde birer birer.
Sonra sorgularım başladı yokluğunda. Tutunacak her dalda bir şeyler vardı seni hatırlatan ve beni unutturan…

Ve sen gittin
Belki de dolmuştu zamanın
Hayatın yalancı mutluluklarına yalnız bir yolculuğa çıkarken, hayatı da beraberinde götürerek gittin….

Ardında bir ben kaldım
Sensiz…