İnandığın masallar benim gerçeklerimden çok farklı. Susuyorum ben de. Yollarsa hep yalnız. Gürültücü çocuklar belirli belirsiz saatlerde müdavim. Ama yine de yalnız. Bozkır otları da bitmiyor ki asfaltlarda. Benimse ne bu yollarda bi izim var ne bir anım. Bir yabancı gibi geçiyorum senin masallarından. Bakmıyorum. Masalları sevmiyorum. Beni bozkırlar paklar sanıyorum. Ben gidiyorum uzaklara. Üzülecek bir sebebim olmadan.

Yol kenarında oynayan çocuklar gibi
Topum kaçtı bugün yola
Evin önünde sulanmayan çiçekler gibi
Başım düştü saksıma

Kaçamayıp da saklanan kedicikler gibi
Sığındım senin sıcaklığına
Sevemiyorsan İstanbul’u benim gibi
Kaçalım yine bozkırlara

İstanbul’da kimim var, kimin için bu toz duman
İstanbul’da neyim var, ne kaldı ki kalabalıktan

Yere düşünce kırılmayan bir oyuncak gibi
Alıştım ben yuvarlanmaya

İstanbul’da ne kaldı ki

(Şarkısını dinlemek için tıklayın)