Pembe rüyaları yalanlamış bir geçmişten geldim. Sana söyleyecek çok güzel cümleler biriktirmiştim aslında ama ben uyutulurken silinmiş ezberimden. Elimde de içi boş bir defter vardı kirletmeye kıyamadığım. Şimdi farkettim ki; zaman çoktan izini sürmüş her sayfasına, sarartmış yapraklarını acımadan.
Kan ve gözyaşı kokuyor boş satırları…
Bana uzattığın kalemden başka herşey ruhum kadar az ve eski. Duyguların anlamı saptırılmış ve yüzeysiz, suretler hep birbirinin aynı ve bulanık. Mana, hiç olmadığı kadar sahipsiz. Darmadağınık.
Ve ben bu kaos içinde; varlığından habersiz, cepheden cepheye koşturan yorgun bir savaşçı. Ölüm solukluyorum durmadan. O son siyah rüyayı görene dek savaşıyorum, eskiyerek…

18 Eylül 2009 at 17:15
O son siyah rüyayı görene dek savaşıyorum, eskiyerek…
********
eyvallah…
sağolunuz sergüzeşt..
tüm eskiyen şeylerin yerine yenileri geliyor ve neden insan yeni şeylere bu kadar zor alışıyor.göz kamaştırıcı boyasıyla yeniler elindeyken , elinden kayan tutamadığı eskilerine ağlıyor inatla…
nankörlükten mi..?
vefakar olmak nankör olmakla eş değer değil mi zaten.eğer elinizde tutamadıysanız evvelinizi , yenilere zulmedersiniz istemeden..
vefalı bir nankör oluverirsiniz velhasıl..!
selamlar…