Kirpiklerinde bir çiğ tanesi olsam
Ansan o bahçeyi, rüzgârı çağırsan
Mevsim suluboya olsa
Günlerden mercan
İşte sanki o an
Nubar Terziyan sırtımı okşar
Eski filmler hâlâ o bahçede
Siyah beyaz ağlar
Renkli olanlar da yarım kalır, sonlu gecelere, saatle yorulur. Günlerden yağmur olur, bir sahil kasabası. Islak zeminde uzun kipriklerine takılı martılar özgür kalır, uçar ardından, pastel fotoğraf karelerinde. “Gitme” der tüm dünya sesleri, duyulmaz. Okşamaz ellerimi kimseler.
Çiçek dürbünüydü ebruli sokaklar
Kederli olsa da, güzeldi çocuklar
Sümbülleri çoktan küstürdük
Güller perişan
Kırıldı valsimiz tam ortasından
Baktık uzaktan
Sıla olduk birbirimize
Şimdi herkes perişan
Kırık şimdi herşey. İpleri kopuk ön kesen paracı çocukların. Hepsi biz kadar üzgün. Hepsi biz kadar yalnız. Hepsi bize küs bu sebeplerden.
Arkadaş ıslıkları titretse camları
Yepyeni bir rüyayla kamaşsa gözlerimiz
Başka bir dünyanın mümkünlerini,
Savura savura yüreği kavuran hatıraların küllerini
Araya araya olur a buluruz
Yaralı veda günlerinin sönen ümitlerini
Ama sanki öksüz beklentileri de kaybettik. Sahipsiz artık melekler sanki. Bir de otobüs camında saklı parmak izlerim. Veda sözcükleri değil ümit nefeslerim. İmkansizlıklara hapis “hayır” cevapların. Yaralı işte herşey şimdi benim için.
(Sezen Aksu’nun son albümündeki güzel bir şarkının sözlerine ruhumun cevapları.)