Erkeğin ağlaması kıyametin alâmetidir diye okumuştum bir yerde. Gülüp geçmiştim o vakit. Ama doğruymuş yazılanlar; içimde kopan kıyametleri dindiremeyen gecikmiş gözyaşlarım akarken öğrendim.

Keşke şimdi, onca zaman sonra, onlarca hâtâdan sonra, bir kere daha affetsen. Şimdi çıksan köşeden, gelsen; beni yine aynı yerde, aynı hüzünle bulacaksın. Ah bir bilsen. Koşmaz mıyım en içimden sana, yapışmaz mıyım ellerine dudaklarımın ucuyla, ıslatmaz mıyım pişmanlık yaşlarımla dizlerini. Boş laflardan geçtim, dönülmez sözler vermez miyim bu defa.

Biliyorum suçlarımı, haklı görünen sebeplerime rağmen, affedilmez. Biliyorum bazı izler hiç silinmez. Ama şunu da biliyorum, insan nisyandandır. Her lezzet kadar acıyı da unutur. Ben senden öncesini unuttum. Boşaltım zihnimin kütüphanelerini. Yıktım ruhumun nasırlı duvarlarını. En yalın halimle, korunmasız seni beklemekteyim. Ne olur; dön gel, beni yanlış duraklarda kirletme.