Andrea Bocelli‘yi çok severim. Âmâ oluşuna acımak değil muhabbettim. Sesi ve yorumu çok etkiler cidden. Hatta dün yaptığım ikiyüz küsür soruluk kişilik testindeki ‘Bazen müzik dinlerken kendimden geçtiğim olur’ sorusuna ‘çok doğru’ yanıtını verirken aklıma gelen iki isimden biriydi. Diğeri de Yanni zaten. Bu derece saplantılı bir sevgi benimkisi. :)

Ama bu âmâ tenörün imitasyonlarından da bi o kadar haz etmiyorum. İlk başlarda Josh Groban’ı bu taklitlerden biri sanmaktan hayıflansam da Ferhat Göçer konusunda haklı olduğumu görüyorum. Aile ilişkilerinde yaşadığı gariplikler beni çok ilgilendirmese de bir türlü sevemedim kendisini. Ama çok şanslı biri olduğunu düşünüyorum. Yeni çıkardığı ‘Çok Sevdim İkimizi’ albümünde Sezen Aksu’dan 4 şarkı kapmasından belli. Gerçi ben tüm albümden sadece bir şarkıya takıldım.

Sende de iz kaldı mı bu talihsiz hikayeden?
Dayanıyor mu kapılarına anılar aniden?
Göğsünü sıkıştırıyor mu zaman zaman?
Hiç faydası yok bilsem de gitti giden…

Geçilmiyor acıdan dünya yanıyor ölüyor musun?
Kendi acına gömülmekten mahcup oluyorsun
Günden kovsan geceden giriyor bıçak gibi hasret
Uykularında çığlık çığlığa çağırıyorsun…

Gel.. Gel ne olur gittiğin yerden
Hayat çok sert çekilmiyor sensiz
Hayat çok sert katlanmak zor sensiz

Bir dua gibi adını tekrarlıyorum
Ateşe verdim ömrümü yakıyorum

Sezen Aksu