11 Mayıs 2008
Küçücükken başucumda / Bana ninni söylerdin
Sabahları uyanınca / Beni okşar severdinBenim annem güzel annem / Beni al kollarına
Kucağında okşa beni / Ninniler söyle banaBu gün hala kulağımda / Çınlıyor tatlı sesin
Güzel annem kalbimin sen / En büyük neşesisin
Şu saat itibariyle anneler günü başlamıştır. 2 gün önceki fiyatının 5 katı güllerle annemize olan sevgimizi ifade etme vakti. Ya da yeni trend ‘tek taşımı kendim aldım, anneme de kendim taktım’ sloganıyla servet değerinde bir pırlanta yüzükle fedakar annelerimizi mutlu etmek zamanı. İşin maddi boyutu tabii bu.
Bir kere ‘anneler günü’nün fikir anası kadın bile bu günün varlığından rahatsız vermiş son nefesini. Şöyle ki; annesinin ölümünden sonra onun sağlığında ona karşı yeterince ilgili ve vefalı olmadığını düşünen bu amerikalı bacımız, anasının ölüm yıldönümüne denk gelen o yılın Mayıs’ının 2. Pazar’ını ‘tüm annelerin günü’ olarak kutlama fikrini arkadaşlarına açar. Desti izdivaç programının kombine biletli müdavimi arkadaşları ve kentin o dönemki belediye başkanı Mustafa ‘Kırmızı’gül olayı sahiplenirler. Olay bacımızın istediği dini ritüel boyutunu aşar ve ticari bir sektöre döner.
Bacımız tüm ömrünü bu işi ticarete dökenlerle mücadeleye adar; paradan puldan olur, evlenip annelik hissini bile tadamadan ölür. Bu ibretlik hikaye de bize söyler ki; siz ki anneler günü saçmalığına inanmayın. Ama annenizi hep sevin, yılın hergünü aynı şiddette sevin.
İşin bir de beni ilgilendiren boyutu var. Akşam anneme yarın için istediği özel bir hediyesi olup olmadığını sordum. ‘Sizin başarınız ve mutluluğunuz bana yeter’ dedi. Gözyaşlarımı zor tuttum o an. Bu nasıl yüce ve karşılıksız bir sevgi dedim içimden. Ben bir insanı böylesine sevebilir miyim bilmiyorum, ama ben böylesine sevildiğim için ne kadar Allah’a şükretsem az. Bana yer yüzünde cenneti hatırlatan bir varlık verdiğin için sağol Allah’ım.
Benim yavrum tatlı yavrum / Gel benim kollarıma
Kucağımda uzan öyle / Ninniler söyleyim sana
Hergününüz anneler günü olsun, anneler gününüz kutlu olsun