
Malum günlerimdeyim. İçim dışım bir garip. İyi ve kötü içiçe geçmiş ve sanki beni çevrelemiş gibi. Aynı anda iki zıt hissi yaşayabiliyorum. Mesela ;
En hüzünlü bir anda kahkahalar atarak sevinebiliyorum.
Filmin en komik sahnesinde gözyaşlarımı tutamıyorum.
Ürkek halime rağmen binlerce kişinin sessizce oturduğu bir salonda sükutu bozacak garip sesler çıkarıyorum.
Dolmuşta boş koltuk olmasına rağmen ayakta gitmek istiyorum.
Asyalılar ve zenciler çekici gelmeye başladı.
Biskrem ve cocostar görünce midem bulanıyor.
Müthiş bir özgüven doluyum ve aynı zamanda ezik hissediyorum kendimi.
Yalan söylerken hiç mi hiç rahatsız olmuyorum.
Evde geçen zamanıma çok üzülüyorum.
Sadece Vahdet Vural ve Haktan dinliyorum.
Dövme ve piercing yaptırmak isiyorum.
Anlayacağın ciddi boyutta bir dengesizlik sözkonusu üzerimde.
Bu durum çok da umurumda mı?
Tabii ki değil.
11 Mayıs 2008 at 15:07
Rahatsız olmadığına göre bünyen alışık olmalı yalana ki çarpmıyor
Bir Sezen Aksu şarkısı var Turgut Uyar’ın şiiri:
“Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş
Sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş…”
Herkesin dengesinin şaştığı zamanlar oluyor sanırım.
11 Mayıs 2008 at 15:14
Söz verdim anneme de…