Günübirlik bir İstanbul seyahatinin ardından Ankara’ya döndüm. Otobüs  CHP kurultayı’na gelenlerle doluydu. Kurultayın içeriği ile ilgili epey bilgi sahibi oldum diyebilirim. CHP’nin 32. Kurultayı imiş, 26-27 Nisan (yani bugün ve yarın) tarihlerinde Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda olacakmış falan. Uykumu da yediler gerçi ama olsun, ilim otobüste bile olsa gidip almak lazım geliyor.

Bir de Deniz Baykal afişleri ile karşıladı beni tüm Ankara. Gerçi birkaçını görmüştüm evvelden ama sanırım hem kendi muhaliflerinden hem de kendi muhalifliğinden olsa gerek, Deniz Beyi epey bir korku sarmış ve -sadece benim görebildiğim- Çankaya ilçesini renkleriyle bezemiş. Afişlerin birkaçında kalabalık falan dinlemedim, kahkahayı bastım. Seçim zamanı Şeyh Edebali’nin sözleri ile çıkış yaparak beni şaşırtan Deniz Bey, şimdi daha ileri giderek sufiliğin en önemli kaynağı olan Mevlana Rumi’den bir söz kullanmış afişinde. “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol”. Sanırım Deniz Baykal da tüm Türkiye gibi muhafazakarlaşıyor. Laikliğin tek koruyucusu(!) da böyle bir eğilim içine girdiyse İbrahim Tatlıses’ten “Vay Halıma” şarkısını dinleme zamanıdır. Söylemek istemezdim ama durum daha da vahim aslında. Deniz Baykal yıllardır yakındığı hastalığın pençesine cırım cırım düşmekte. Mesela diğer bir afişinde dini istismar edenlere şöyle sesleniyor.

çekil aradan... din de bizim devlet de bizim millet de bizim

Ve kendisi de dini istismar ediyor. Aynı zamanda ben bu tür söylemler yasal bir suç diye hatırlıyorum. Zaten Öğretmen-Sen Başkanı Yusuf Tanrıverdi, afişlerle laiklik ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş.