Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
***
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim
Yer yüzünde yer beğen
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim…

Arif Nihat Asya

Bayrak dışardan bakıldığında basit bir bez parçası olarak görülebilir. Ama insanlık tarihi boyunca hiçbir nesneye bu kadar kutsal anlamlar yüklenmemiştir sanırım. Ve hiçbir nesne için bu kadar insan can vermemiştir. Bayrak; bazen bir toprak üzerindeki varlığı ya da savaş sonrası galibiyeti temsil ederken, bazen hüznün ve yasın belirtisi olarak dalgalanmıştır. Ama her zaman bir ülkenin varlığının vazgeçilmez en önemli unsurlarından olmuştur. -Irkçılıkla karıştırılmaması gereken- Milliyetçiliğin birleştirici bir unsur olduğu Türkiye’de de tüm herkes bayrağını sever, bir emanet gibi temiz tutar ve özel günlerde anlı şanlı dalgalandırır. Biz benzer bir saygıyı diğer ülkelerin bayraklarına da gösteririz. Erivan'da Bayrağımız çiğnendiProtesto eylemlerinde ufak bir azınlık tarafından yakılan Amerika veya İsrail bayraklarını saymazsak tabii. Ama sanırım aynı saygıyı biz göremiyoruz. 24 Nisan 1915 Sözde Ermeni soykırımının 93`inci yıldönümü nedeniyle Erivan’da düzenlenen anma töreninde bayrağımız ayaklar altında çiğnenmiş. Tarihi bir yalanın temsilcilerinin bu kadar küstahlaşması açıkçası zulf-ü yare dokundu. Ne diyeyim ki; üzücü demekten gayrı. Gün olur devran döner, Ermeni kendi yalanında boğulur.

Bayrağa saygısızlıktan bahsetmişken bir de -700 sene 3 kıtaya dal budak salmış bir imparatorluğun taze meyvesi olan- cumhuriyetimizin kuruluşunda yaşanan bir bayrağa saygı olayını da aktaralım. Belki birilerine ibret olur.

9 Eylül 1922′de İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşundan bir gün sonra Atatürk ve arkadaşları güzel şehirimize varır. Daha sonra Karşıyaka’da kalacağı eve gelince; kapının önüne ipek bir Yunan bayrağı serildiğini görür. Orada bulunan İzmirliler “Buyurunuz geçiniz…. Bizim öcümüzü yerine getiriniz. Yabancı kral bu evden içeri, bizim bayrağımıza basarak girmişti. Siz lütfedin, bu karşılıkla o lekeyi silin. Burası sizin şehrinizdir. Bu ev sizin evinizdir. Bu hak sizindir” diye yalvarırlar. Mustafa Kemal Atatürk ise “O geçmişte kötü etmiş. Bir milletin istiklalini temsil eden bayrak çiğnenmez. Ben onun hatasını tekrar edemem” der.