Sıcak gündem başlıklarını merakla takip ediyorum. Ama elimden geldikçe bu konularda yazıp, kimsenin kutsallarına ya da hassasiyetlerine dokunacak sözler etmek istemiyorum.
Mesela Demokratik Açılım ya da güncel adıyla Kürt Açılımı ile ilgili görüşlerimi paylaştığım arkadaşlarımın tepkileri karşısında susmayı tercih ediyorum. Bu açılım ile dağdaki tüm teröristlerin topluma karışacağı, herşeyi devletten bekleyen(!) Kürtler’in maymun iştahlarının daha da kabaracağı gibi önyargılı kaygıları acı acı gülümseyerek dinliyorum. Bunlar konuşulurken insanların bilinçaltında saklı ve yılların biriktirdiği nefreti görüp, Doğu’nun ücra bir köyünde bu açılım paketi ile hayatı değişebilecek Kürt çocukları için üzülüyorum. Sonra endişem dağlarda şehit düşen askerlerimizin acılarına karışıyor. Çünkü insanlar birbirine bu kadar uzak(laş-tırıl-mış) iken bu kanın durmayacağı ümitsizliğine kapılıyorum.
Bu ayrışmanın ortasında Kürtler için bir şans daha istemenin çok büyük cesaret olduğunu düşünüyor ve hükümetin adımlarını yürekten destekliyorum.
***
Avrupa Birliği yayınladığı İlerleme Raporu’nda Türkiye’yi ifade özgürlüğü konusunda yine eleştirmiş. Halkı askerlikten soğutmayı düzenleyen TCK’nin 318′nci maddesi ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında 5816 sayılı kanuna dayanılarak yargılamalar ve mahkumiyetlerden bahsedilmiş. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin siyaseti etkilediği iddia edilmiş. İddiaları ve eleştirilerinin doğru ya da yanlış olduğunu belirtmek bana düşmez ama bünyesine katılmak istediğimiz bir birliğin özelimize bu denli karışması beni çok rahatsız ediyor. Oysa AB 15 üye ülkeden oluştuğu dönemde, 10 küçük ülkeyi üyeliğe kabul ederken bu denli titiz bir müzakere süreci yaşanmamıştı. Tam o süreçte Avrupa Birliği ve içindeki sorunlarla ilgili bir çalışma yaptığım için bu yanlı tutumu çok daha iyi görüyor, gözlemliyorum. Ama bir açıdan da adamlara hak veriyorum. Almanya’dan sonra topluluğun en kalabalık ülkesi olacak müslüman bir ülke için üyelik sürecini ötelemeleri onlar açısından da mantıklı. Sosyal güvenlik sistemlerinin çökmeye yakın olduğu bir zamanda, genç nüfusumuzun onların yaşlılarını beslemesi için üyeliğe zaten kabul edecekler. Hal böyleyken AB sürecinde yapılan reformları AB’ye girmek için değil, muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için dikkate almalıyız diyorum. O seviyeye gelince AB’ye girmemek hayrımıza olur bence.
***
Eline pimi çekilmiş bomba tutuşturulan bir erin ve 3 arkadaşının ölümü ile ilgili davanın haberlerini izledim. İnsanın içi acıyor seyrederken, fotoğraflardaki biten hayatlara bakarken gözleri doluyor.
Ölüm zaten üzücü bir şey ama böyle anlamsız bir sebebten olunca insan daha çok üzülüyor. Allah ölenlerin hepsinin ailelerine sabır versin. Aynı sabrı Ceylan Önkol’un ailesine de versin. Çünkü Diyarbakır’ın Lice İlçesi’ne bağlı Şenlik Köyü bölgesinde 14 yaşında hayata veda eden çoban kız Ceylan’ın ölüm sebebi hala açıklanmadı. Otopsi raporunda balistik patlama sonucu öldüğü belirtildi. Ama Genelkurmay, askerlerin kullandığı 81′lik havanın menzilinin olay yerine yetmediğini gerekçe göstererek olayı yalanladı. Umarım gerçek(!) müsebbibler tez zamanda bulunur ve cezalandırılır.
***
Ermenilerle yapılan protokolü ve bu protokol maddelerinin Karabağ işgalinin sonlandırılmasına bağlanmasını, komşumuz Suriye ile vizelerin kalkması ve ortak askeri tatbikat planları yapılmasını, Gazze’de yaşanan insanlık dramı dolayısıyla İsrail’in Konya’daki uluslararası tatbikattan çıkarılması ve İsrail pilotlarının Türk topraklarında eğitiminin önlenmesini memnuniyetle karşıladığımı da belirteyim.
Arz ederim.